<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	>

<channel>
	<title>İslam Kültürü</title>
	<atom:link href="http://www.islamkulturu.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.islamkulturu.com</link>
	<description>Bir başkadır İslam Kültürü...</description>
	<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:35:52 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.5.1</generator>
	<language>en</language>
			<item>
		<title>Ayakkabıcı,</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/ayakkabici/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/ayakkabici/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:35:52 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[Ayakkabıcı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=412</guid>
		<description><![CDATA[Ayakkabıcı,
yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan, spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini öntarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı.
Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı.
Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><em>Ayakkabıcı,</em></p>
<p><em>yeni getirdiği malları vitrine yerleştirirken, sokaktaki bir çocuk onu izlemekteydi. Okullar kapanmak üzere olduğundan,</em><span id="more-412"></span><em> spor ayakkabılara rağbet fazlaydı. Gerçi mallar lüks sayılmazdı ama, küçük bir dükkan için yeterliydi. Onların en güzelini öntarafa koyunca, çocuk vitrine doğru biraz daha yaklaştı.</em></p>
<p><em>Fakat bir koltuk değneği kullanmaktaydı.</em><br />
<em>Hem de güçlükle.. Adam ona bir kez daha göz attı. Üstündeki pantolonun sol kısmı, dizinin alt kısmından sonra boştu. Bu yüzden de sağa sola uçuşuyordu. Çocuğun baktığı ayakkabılar,</em><br />
<em>sanki onu kendinden geçirmişti.Bir müddet öyle durdu. Daldığı hülyadan çıkıp yola koyulduğunda, adam dükkandan dışarı fırlayıp: </em><br />
<em><strong>- Küçükk!. diye seslendi. Ayakkabı almayı düşündün mü? Bu seneki modeller bir harika!. </strong></em><br />
<em>Çocuk, ona dönerek: </em><br />
<em><strong>- Gerçekten çok güzeller!. diye tebessüm etti. Ama benim bir bacağım doğuştan eksik. </strong></em></p>
<p><em><strong>- Bence önemli değil!. diye, atıldı adam. Bu dünyada her şeyiyle tam insan yok ki!. Kiminin eli eksik, kiminin de bacağı. Kiminin de aklı ya da vicdanı. imanı</strong></em><br />
<em>Küçük çocuk, bir şey söylemiyordu. Adam ise konuşmayı sürdürdü: </em><br />
<em><strong>- Keşke vicdanımız eksik olacağına, ayaklarımız eksik olsa idi. </strong></em><br />
<em><strong>Çocuğun kafası iyice karışmıştı. Bu sefer adama doğru yaklaşıp: </strong></em><br />
<em><strong>- Anlayamadım!. dedi. Neden öyle olsun ki? </strong></em><em><strong>- Çok basit!. dedi, adam. Eğer yoksa, cennete giremeyiz. Ama ayaklar yoksa, problem değil. Zaten orda tüm eksikler tamamlanacak. Hatta sakat insanlar, sağlamlara oranla, daha fazla mükafat görecekler&#8230; </strong></em><br />
<em>Küçük çocuk, bir kez daha tebessüm etti. O güne kadar çektiği acılar, hafiflemiş gibiydi. Adam, vitrine işaret ederek: </em></p>
<p><em><strong>- Baktığın ayakkabı, sana yakışır!. dedi. Denemek ister misin? </strong></em></p>
<p><em>Çocuk, başını yanlara sallayıp: </em><br />
<em><strong>- Üzerinde 30 lira yazıyor, dedi. Almam mümkün değil ki!. </strong></em></p>
<p><em><strong>-İndirim sezonunu, senin için biraz öne alırım!. dedi adam. Bu durumda 20 liraya düşer. Zaten sen bir tekini alacaksın, o da 10 lira eder. </strong></em><br />
<em>Çocuk biraz düşünüp: </em><br />
<em><strong>- Ayakkabının diğer teki işe yaramaz!. dedi. Onu kim alacak ki? </strong></em><em><strong>- Amma yaptın ha!. diye güldü adam. Onu da, sağ ayağı eksik olan bir çocuğa satarım. </strong></em><br />
<em>Küçük çocuğun aklı, bu sözlere yatmıştı. Adam, devam ederek: </em><br />
<em><strong>- Üstelik de öğrencisin değil mi? </strong></em><br />
<em>diye sordu. </em><br />
<em><strong>- İkiye gidiyorum!. diye atıldı çocuk. Üçe geçtim sayılır. </strong></em></p>
<p><em><strong>- Tamam işte!. dedi adam. 5 Lira da öğrenci indirimi yapsak, geri kalır 5 lira. O da zaten pazarlık payı olur. Bu durumda ayakkabı senindir, sattım gitti!. </strong></em><br />
<em>Ayakkabıcı, çocuğun şaşkın bakışları arasında dükkana girdi. İçerdeki raflar, onun beğendiği modelin aynısıyla doluydu. Ama adam, vitrinde olanı çıkarttı. Bir tabure alıp döndükten sonra, çocuğu oturtup yeni ayakkabısını giydirdi. Ve çıkarttığı eskiyi göstererek </em><br />
<em><strong>- Benim satış işlemim bitti!. dedi. Sen de bana, bunu satsan memnun olurum. </strong></em><em><strong>- Şaka mı yapıyorsunuz? diye kekeledi çocuk. Onun tabanı delinmek üzere. Eski bir ayakkabı, para eder mi? </strong></em><em><strong>- Sen çok câhil kalmışsın be arkadaş.. dedi, adam. Antika eşyalardan haberin yok her halde. Bir antika ne kadar eski ise, o kadar para tutar. Bu yüzden ayakkabın, bence en az 30- 40 lira eder. </strong></em><br />
<em>Küçük çocuk, art arda yaşadığı şokları, üzerinden atabilmiş </em><br />
<em>değildi.Mutlaka bir rüyada olmalıydı. Hem de hayatındaki en güzel rüya. Adamın, heyecandan terleyen avuçlarına sıkıştırdığı kağıt paralara göz gezdirdikten sonra, 10 liralık banknotu geri vererek: </em></p>
<p><em><strong>- Bana göre 20 lira yeterli.. dedi. İndirim mevsimini başlattınız ya!.. </strong></em><br />
<em>Adam onu kıramayıp parayı aldı. Ve bu arada yanağına bir öpücük kondurdu. </em><br />
<em>Her nedense içi içine sığmıyordu. Eğer bütün mallarını bir günde satsa, böyle bir mutluluğu bulamazdı. Çocuk, yavaşça yerinden doğruldu. Sanki koltuk değneğine ihtiyaç duymuyordu. Sımsıcak bir tebessümle teşekkür edip: </em><br />
<em><strong>- Babam haklıymış!. dedi. &#8216;Sakat olduğum için, üzülmeme hiç gerek yok!&#8217; </strong></em><br />
<em>demişti. </em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/ayakkabici/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Anne,al şu Kirmizi Gülü Sözlüme Ver</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/anneal-su-kirmizi-gulu-sozlume-ver/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/anneal-su-kirmizi-gulu-sozlume-ver/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:32:53 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[al]]></category>

		<category><![CDATA[al şu Kirmizi Gülü Sözlüme Ver.Anne]]></category>

		<category><![CDATA[Anne]]></category>

		<category><![CDATA[Gülü]]></category>

		<category><![CDATA[Kirmizi]]></category>

		<category><![CDATA[SU]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=411</guid>
		<description><![CDATA[genç mücahidlerimizden biri cihada gitmek üzereyken annesiyle vedalasıp helallık dilemek istedi
AnneSi: evladım eger senın ölüme gittiğini bilsem kesınlıkle senin gitmene izin vermicektım ama kuranda gecen bakara süresındeki &#8221;ALLAH YOLUNDA ŞEHİD OLANLARA ÖLÜ DEMEYİN ONLAR DİRİDİRLER LAKİN SİZ SEZMESSINIZ&#8221; ayeti hatırıma geldiği vakit senin memnuyetle gitmene izi veriyorum dedi.yolun acık olsun oğlum dedi ve son bişi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">genç mücahidlerimizden biri cihada gitmek üzereyken annesiyle vedalasıp helallık dilemek istedi</p>
<p style="text-align: center;">AnneSi: evladım eger senın ölüme gittiğini bilsem kesınlıkle senin gitmene izin vermicektım ama kuranda<span id="more-411"></span> gecen bakara süresındeki &#8221;ALLAH YOLUNDA ŞEHİD OLANLARA ÖLÜ DEMEYİN ONLAR DİRİDİRLER LAKİN SİZ SEZMESSINIZ&#8221; ayeti hatırıma geldiği vakit senin memnuyetle gitmene izi veriyorum dedi.yolun acık olsun oğlum dedi ve son bişi daha sölicem dedi evladım sözlün; sözlün ne olcak onun haberi yok ki senın gideceginden</p>
<p style="text-align: center;">genç: hiç birşey demeden göğsünü acıp henuz kurumamış kıpkırmızı bir gül cıkardı ve annesine uzattı al</p>
<p style="text-align: center;">anne: bunu ona ilet yeter dedi ve ben sağ kaldıkça bu kırmızı gülde solmayacak dedi nasıl olur evladım dedi annesi olurmu hiç öle bişi en fazla suda kalsa bile en fazla bi ay dayanır.</p>
<p style="text-align: center;">genç gene söze başladı ANNE: SEN BAKARA SÜRESİNDEKİ AYETİ NE CABUK UNUTTUN ŞEHİDLER ÖLMEZ DİYE DEMEK O GÜLDE SOLMAYACAK DEDİ</p>
<p style="text-align: center;">annesi baŞındaki yaşlılık yazmasıyla göz yasını sildi oğlum git git evladım git RABBİM SENIN İÇİNDEKİ CEVHERİ EKSİK ETMESİN İNŞ RABBİM senınle ve arkadaşlarınla olsun inşş yolun acık olsun dedi. daha sonra annesi o gülü genç mucahidin sözlüsüne verdi ve o genc in sözlüsü ölünceye kadar evlenmedi ona sözlü kaldı neden mi cunkü gül SOLMADİKİ&#8230;&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">esselamun aleyküm</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/anneal-su-kirmizi-gulu-sozlume-ver/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Hz. ömer’in tekrarlattiği namaz</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/hz-omer%e2%80%99in-tekrarlattigi-namaz/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/hz-omer%e2%80%99in-tekrarlattigi-namaz/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:24:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[Hz.]]></category>

		<category><![CDATA[Hz. ömer’in tekrarlattiği namaz]]></category>

		<category><![CDATA[Namaz]]></category>

		<category><![CDATA[ömer’in]]></category>

		<category><![CDATA[tekrarlattiği]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=410</guid>
		<description><![CDATA[HZ. ÖMER&#8217;İN TEKRARLATTIĞI NAMAZ
Bedevinin biri mescidde acele ile öyle bir namaz kılar ki, durumu seyreden halife Hazret-i Ömer ikaz etmek zo¬runda kalır.
- Ey Allah&#8217;ın kulu, bu nasıl namaz böyle? Tavu¬ğun yem yediği gibi. İyisi mi, sen şu namazını yeni¬den kıl!
Adam tutar yeniden kılar. Ama nasıl lalar? Acelesiz, tadil-i erkana riayet ederek.
Durumu seyreden Halife, namazdan sonra [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>HZ. ÖMER&#8217;İN TEKRARLATTIĞI NAMAZ<br />
Bedevinin biri mescidde acele ile öyle bir namaz kılar ki, durumu seyreden</em></strong><span id="more-410"></span><strong><em> halife Hazret-i Ömer ikaz etmek zo¬runda kalır.<br />
- Ey Allah&#8217;ın kulu, bu nasıl namaz böyle? Tavu¬ğun yem yediği gibi. İyisi mi, sen şu namazını yeni¬den kıl!<br />
Adam tutar yeniden kılar. Ama nasıl lalar? Acelesiz, tadil-i erkana riayet ederek.<br />
Durumu seyreden Halife, namazdan sonra sorar:<br />
- Sen söyle şimdi, hangi namazın daha güzel ol¬du?<br />
Adam cevap verir:<br />
- İlk namazım daha güzeldi?<br />
- Niçin?<br />
- Çünkü, der, onu sadece Allah rızası için kılmış¬tım, bu ikincisini senin nezaretinde, senin rızan için kıl¬mış oldum da ondan!<br />
Bu sözün gerçekten payı vardır. İnsan sadece Allah nzasını esas maksad yapmalı, çevresinde şunun bunun görmesini, beğenmesini asla hatırına bile getirmemeli. Farzına, vacibine, sünnetine dikkat etmelidir.<br />
Bununla beraber, farzlarda riya olmaz hükmü kesin¬dir. Nerede olursa olsun namazınızı kılın, riya korkusu¬nu hatırınıza bile getirmeyin. İnsanların oldukça derin gaflete daldıkları şu devirde hemen her yerde çekinme¬den ibadetler eda edilmeli, görenlerin vicdan muhasebe¬sine de vesile olmalıdır. Bu halinizle siz Rabbınızın rızası¬nı düşünürsünüz, onlar da vicdanlarının sesini dinlerler. </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/hz-omer%e2%80%99in-tekrarlattigi-namaz/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Rızkı Verenden İsterim</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/rizki-verenden-isterim/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/rizki-verenden-isterim/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:23:05 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[İsterim]]></category>

		<category><![CDATA[Rızkı]]></category>

		<category><![CDATA[Rızkı Verenden İsterim]]></category>

		<category><![CDATA[Verenden]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=409</guid>
		<description><![CDATA[Belh&#8217;in meşhur velisi Hatim-i Asam, (852 -H.237) hacca gidiyordu. Hanımına teklifte bulundu:
- Hanım, ne kadar nafaka bırakayım sana, ben gelinceye kadar? Tevekkül ve teslimiyet timsali hanımın cevabı ibretliydi: -Ne kadar yaşayacaksam o kadar!
- Hanım senin ne kadar yaşayacağını ben ne bileyim?..
- Öyle ise dedi, benim nafakamı ne kadar yaşayacağımı bilene bırak. O beni şimdiye kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>Belh&#8217;in meşhur velisi Hatim-i Asam, (852 -H.237) hacca gidiyordu. Hanımına teklifte bulundu:</strong><span id="more-409"></span><strong></p>
<p>- Hanım, ne kadar nafaka bırakayım sana, ben gelinceye kadar? Tevekkül ve teslimiyet timsali hanımın cevabı ibretliydi: -Ne kadar yaşayacaksam o kadar!</p>
<p>- Hanım senin ne kadar yaşayacağını ben ne bileyim?..</p>
<p>- Öyle ise dedi, benim nafakamı ne kadar yaşayacağımı bilene bırak. O beni şimdiye kadar hiç nafakasız bırakmadı, şimdiden sonra da bırakmaz. Sen harçlığını yanında tut, gurbette sana lazım olabilir.</p>
<p>Hatim-i Asam yola çıktıktan sonra mahalle hanımları ziyarete geldiler.</p>
<p>- Allah kavuştursun beyiniz hacca gitti, dediler. Hemen arkasından da mahalli dille sormadan edemediler:</p>
<p>- Beyin sana ne kadar rızık bıraktı gelinceye kadar?..</p>
<p>- Benim beyim dedi, rızık veren değil rızık yiyendir. Rızık yiyen, rızık veremez. Ben rızkımı hep rızık verenden beklemişim şimdiye kadar. O beni hiç rızıksız bırakmamış, yine de bırakmayacağına inanıyorum.</p>
<p>Hanımlar bu cevaptan pek memnun olmadılar, dudaklarını büküp aleyhte konuşarak gittiler&#8230;</p>
<p>Aradan çok geçmedi Hatim&#8217;in evinin kapısında at kişnemeleri duyuldu. Dışarıya çıkan hanım, bir atlı kafilesiyle karşılaştı. Hacıları uğurlamaktan dönen Bağdat halifesi susamış, su içmek için uğramış buraya. Hanım hemen bir testi su ile bir bardak uzattı. Soğuk suyu kana kana içen halife yanındaki vezirine emir verdi:</p>
<p>- İçtiğimiz suyun bedelini bize yakışan şekilde öde!..</p>
<p>Toprak çanağın içini altınla dolduran vezir, bardağı kapının yanına bırakırken söylendi:</p>
<p>- Allah&#8217;a emanet olun bacım, soğuk suyunu içtik, hakkını helal et&#8230; Kafile uzaklaşırken Hatim&#8217;in hanımı bardağın içinde beyi hacdan dönünceye kadar yetip de artacak miktarda para bırakıldığını gördü. Her zaman yaptığı gibi yine seccadesine yönelip şükür secdesine kapandı:</p>
<p>- Rabb&#8217;im dedi, çocukken anam babamın eliyle gönderiyordun rızkımı. Evlenince beyim Hatim&#8217;le göndermeye başladın rızkımı&#8230; Şimdi ise beyim hacca gitti, bu defa da halifeyle gönderiyorsun rızkımı. Beni hayatım boyunca hiç rızıksız bırakmadın. Zaten ben de seni hep böyle bildim. Bu yüzden tevekkül ve teslimiyetim hiç azalmadı, hep arttı. Ancak çevremdekiler aynı değiller. Onlar tevekkülsüz ve teslimiyetsizler&#8230; Hemen hücuma geçiyor, tevekkülsüzlük telkin ediyorlar bizlere&#8230; Sen tevekkül ve teslimiyet duyguları nasip eyle bu aile bireylerine de, asıl rızkı verenin sen olduğunu onlar da anlasınlar, senin kimseyi rızıksız bırakmayacağını idrakte onlar da gaflete düşmesinler, huzurlu yaşasınlar&#8230; </strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/rizki-verenden-isterim/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Allah rizasi için yarim ekmek vermedi</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/allah-rizasi-icin-yarim-ekmek-vermedi/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/allah-rizasi-icin-yarim-ekmek-vermedi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:22:27 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[ALLAH]]></category>

		<category><![CDATA[Allah rizasi için yarim ekmek vermedi]]></category>

		<category><![CDATA[ekmek]]></category>

		<category><![CDATA[İÇİN]]></category>

		<category><![CDATA[rizasi]]></category>

		<category><![CDATA[vermedi]]></category>

		<category><![CDATA[yarim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=408</guid>
		<description><![CDATA[ALLAH RIZASI İÇİN YARIM EKMEK VERMEDİ
Ebu Bekir Şibli, dördüncü asır zahidlerindendir. Ta¬savvufla fıkhı birleştiren eşsiz bir maneviyat büyüğüdür. Bağdat&#8217;lı fırıncı ününü duyduğu İmam-ı Şibli&#8217;ye hayrandır. O&#8217;nu bir defa olsun görmeyi çok arzu etmek-
Ancak, işini bırakıp da ayağına gidemez, fırının tezgâhından ayrılmayı göze alamaz. Ne var ki ağzı kalabalıktır. Hayranları Şibli den söz edince, O da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong><em>ALLAH RIZASI İÇİN YARIM EKMEK VERMEDİ<br />
Ebu Bekir Şibli, dördüncü asır zahidlerindendir.</em></strong><span id="more-408"></span><strong><em> Ta¬savvufla fıkhı birleştiren eşsiz bir maneviyat büyüğüdür. Bağdat&#8217;lı fırıncı ününü duyduğu İmam-ı Şibli&#8217;ye hayrandır. O&#8217;nu bir defa olsun görmeyi çok arzu etmek-<br />
Ancak, işini bırakıp da ayağına gidemez, fırının tezgâhından ayrılmayı göze alamaz. Ne var ki ağzı kalabalıktır. Hayranları Şibli den söz edince, O da feryad eder:<br />
- Ah, O büyük zatı bir görsem!<br />
Büyükler hep böyledirler. Çok arzu edilirler. Ancak kendileri pek görünmek istemezler. Çünkü görmek iste¬yenler, hayallerinde bir büyük tasavvur ederler. O büyü¬ğün hayranıdırlar. Halbuki gerçek büyük, onların hayal¬lerindeki gibi müşekkel ve mükemmel görünüşte değildir. Bu yüzden büyükler görünmeyi arzu etmezler, hayallerdeki rnüşekkel ve mükemmelin yıkılmasını istemezler&#8230;<br />
Nitekim bir gün fırıncının tezgâhı önünde ak sakallı bir ihtiyar görünür. Kılık kıyafeti pek cazip olmayan za¬vallı adam elini uzatır:<br />
- Allah rızası için yarım ekmek!..<br />
Fırıncı hışımla karışık perişan adama:<br />
- Çekil oradan be! Bıktık sizden. Öğrenmişsiniz bir Allah rızası., gelip geçip onu söylüyorsunuz? İste¬diğiniz adam verecek durumda mı değil mi, onu hiç düşünmüyorsunuz.<br />
İhtiyar bu çıkıştan suspus olup hemen çekilir. Bağ¬dat&#8217;ın dışına doğru yoluna devam eder. Arkadan gelenler fırıncıyı uyarırlar:<br />
- Ne yaptın sen? Çıkıştığın bu ihtiyar, hayranı olduğun Şibli Hazretleriydi.<br />
- Şu perişan giyimli adam mı?<br />
- Evet.<br />
Şaşkına dönen fırıncı, koşar, yolda arkasından erişti¬ği Şibli Hazretleri&#8217;nin elini öper, yalvarmaya başlar:<br />
- Beni affet!<br />
Allah rızası için yarım ekmeği vermeyen hayranına gereken dersi verme zamanı geldiğini düşünen Şibli, tek¬lifini şöyle yapar:<br />
- Seni affederim ama, Bağdat Meydanında yüz altınlık bir ziyafet verirsen.<br />
- Hay hay, başım üstüne. Yüz altının kıymeti mi olur Senin için.<br />
Hemen bahsedilen yerde herkesin katılacağı büyük bir ziyafet hazırlanır. Herkes iştirak eder.<br />
Sofradan çekilenler Hazret-i Şibli&#8217;den nasihat bekle¬meye başlarlar. Biri, bu isteği duyurur:<br />
- Cemaat, cennet, cehennemden bahseden bir nasi¬hat istemekteler. Lütfen bizleri irşad buyurun. Hem müj¬deleyin, hem korkutun.<br />
Şöyle cevap verir Şibli Hazretleri:<br />
-  Cennetlikleri bilmiyorum kimlerdir. Ama ce¬hennemlikleri sorarsanız, hemen haber verebilirim.<br />
Cemaat birbirlerine bakışırlar. İçlerinden biri atılır:<br />
- Buyurun efendim, cennetlikleri anlatmıyorsa¬nız, hiç olmazsa cehennemlikleri anlatın.<br />
- Cehennemlik bir adam görmek istiyorsanız si¬ze ziyafet veren bu fırıncıya bakın!<br />
Ortalıkta bir sessizlik&#8230; Hemen herkes, şaşkın. Şaş¬mayan sadece Şibli.<br />
Şöyle açıklar durumu:<br />
- Bu fırıncı, Allah rızası için yarım ekmek vermedi, ama Şibli için yüz altınlık ziyafetten kaçınmadı. Bu nasıl ihlas, nasıl dindarlık, siz izah edin durumu?<br />
Toplulukta bir sessizlik ve tefekkür. Az sonra kulak¬tan kulağa fısıldaşmalar:<br />
- Şibli Hazretleri hepimize büyük bir ders verdi, ikaz olup ibret almamız lâzımdır bundan&#8230;<br />
Sahi bir çoğumuz böyle miyiz yoksa?..<br />
- Allah rızası için yarım ekmek vermeyiz, ama dost¬ları memnun etmek için büyük çapta masrafları göze al¬maktan çekinmez miyiz? Ne dersiniz? </em></strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/allah-rizasi-icin-yarim-ekmek-vermedi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>şifali kasidenin öyküsü</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/sifali-kasidenin-oykusu/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/sifali-kasidenin-oykusu/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:21:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[kasidenin]]></category>

		<category><![CDATA[öyküsü]]></category>

		<category><![CDATA[şifali]]></category>

		<category><![CDATA[şifali kasidenin öyküsü]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=407</guid>
		<description><![CDATA[ŞİFALI KASİDENİN ÖYKÜSÜ
Yedinci hicret asrında yaşamış olan Şerefüddin Busiri, Mısır&#8217;ın hak âşığı şairlerinden biridir. Yazdı¬ğı birçok şiir ve kasidelerinde Resûlüllah&#8217;ı pek veciz bir anlatımla medhetmiş, peygamber sevgisinin gö¬nüllerde yer tutmasına büyük ölçüde hizmette bu¬lunmuştur.
Bu büyük Hâk aşıkına hayatinin son yıllarında felç isabet eder. Vücudunun yansına hâkim olamaz hâle gelir. Günlerce yattığı yatağında bir yandan öbür [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;"><strong>ŞİFALI KASİDENİN ÖYKÜSÜ<br />
Yedinci hicret asrında yaşamış olan Şerefüddin Busiri, Mısır&#8217;ın hak âşığı şairlerinden biridir. Yazdı¬ğı birçok şiir ve kasidelerinde Resûlüllah&#8217;ı pek veciz bir anlatımla</strong><span id="more-407"></span><strong> medhetmiş, peygamber sevgisinin gö¬nüllerde yer tutmasına büyük ölçüde hizmette bu¬lunmuştur.<br />
Bu büyük Hâk aşıkına hayatinin son yıllarında felç isabet eder. Vücudunun yansına hâkim olamaz hâle gelir. Günlerce yattığı yatağında bir yandan öbür yana dönemez olur. Bu yüzden duyduğu üzün¬tü ve acılar, onu kalbi ve derunî vecde iter.<br />
Başına gelen bu dert sebebiyle hep gönül gözüy¬le ağlayan bu aşk adamı, bir gece, kamış kalemini eline alarak kalbine gelen ilhamı yazmaya başlar. Güzel kafiyelerle yazdığı kasidesinde Allah&#8217;ın Resu¬lü&#8217;nün hiç bir insanda bulunmayan yüce meziyet ve özelliklerini, ateşli bir ifâdeyle işler ve şefaat talebin¬de bulunur.<br />
Neden sonra sâkinleşen Şerefüddin, artık yoru¬lur, kalemini yanı başındaki rahlesine bırakarak za¬ten hâkim olamadığı vücudunu yatağına tamamen terk eder. Bastıran uykudan kendini alamaz. Az mı uyur çok mu bilinmez, tatlı bir rüyaya dalar.<br />
Rüyasında ötelerden tebessüm ederek görünen Allah&#8217;ın Resulü:<br />
- Şerefüddin, der. Oku bakalım şu az önce yaz¬dığın kasideni de dinleyelim.<br />
Bütün varlığıyla ürperen Şerefüddin, önce uta¬nır, sonra da ısrar üzerine gece yazdığı kasidesini okumaya başlar.<br />
Okudukça yüzünde tebessüm işaretleri artan Resûlüllah, sonunda mübarek elini, Şereftıddin&#8217;in felç isabet eden organları üzerinde gezdirir.<br />
&#8220;Allah seni bu hastalıktan halâs eylesin diyerek gözlerden kaybolur.<br />
Sabaha karşı gözlerini açan Şerefüddin Busirî, yine üzüntü içinde sabah ezanını dinlerken, bir şaş¬kınlık alır kendisini. Önce inanamaz, sonra iyice yoklar kendini. Ayağını bir çeker, bir uzatır, yine ina¬namaz. Yorganı üzerinden hızla fırlatır, sıçrayarak doğrulur. Artık iyice anlar ki vücudunda ne felç kal¬mıştır, ne de herhangi bir rahatsızlık!..<br />
Sevincinden ne yapacağını şaşıran Hak âşıkı, hemen abdestini alır ve mescidin yolunu tutar. Has¬ret kaldığı sokaklardan hızla yürürken, yolda o gü¬nün büyük din bilgini Şeyh Ebûr&#8217;Recâ&#8217;ya yetişir.<br />
Kendisi tek kelime söylemeden, ondan şu sözleri işitir:</strong></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/sifali-kasidenin-oykusu/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Halil ibrahim bereketi</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/halil-ibrahim-bereketi/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/halil-ibrahim-bereketi/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:19:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[bereketi]]></category>

		<category><![CDATA[Halil]]></category>

		<category><![CDATA[Halil ibrahim bereketi]]></category>

		<category><![CDATA[ibrahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=406</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış&#8230;
Büyüğü Halil&#8230; Küçüğü ise İbrâhim&#8230;
Halil; evli, çocuklu. İbrahim ise bekârmış&#8230;
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin&#8230;
Ne mahsul çıkarsa, ikiye pay ederlermiş&#8230; Bununla geçinip giderlermiş&#8230;
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar&#8230; İş kalmış taşımaya&#8230;
Halil, bir teklif yapmış :
- İbrahim! Kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.
- Peki abi demiş [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Vaktiyle birbirini çok seven iki kardeş varmış&#8230;<br />
Büyüğü Halil&#8230; Küçüğü ise İbrâhim<span id="more-406"></span>&#8230;<br />
Halil; evli, çocuklu. İbrahim ise bekârmış&#8230;<br />
Ortak bir tarlaları varmış iki kardeşin&#8230;<br />
Ne mahsul çıkarsa, ikiye pay ederlermiş&#8230; Bununla geçinip giderlermiş&#8230;<br />
Bir yıl, yine harman yapmışlar buğdayı. İkiye ayırmışlar&#8230; İş kalmış taşımaya&#8230;<br />
Halil, bir teklif yapmış :<br />
- İbrahim! Kardeşim, ben gidip çuvalları getireyim. Sen buğdayı bekle.<br />
- Peki abi demiş İbrahim&#8230;<br />
Ve Halil gitmiş çuval getirmeye&#8230; O gidince, düşünmüş İbrahim:</p>
<p>- Abim evli, çocuklu. Daha çok buğday lazım onun evine. Böyle demiş ve kendi payından bir miktar atmış onunkine&#8230;<br />
Az sonra Halil çıkagelmiş.<br />
- Haydi İbrahim, önce sen doldur da taşı ambara demiş<br />
- Peki abi..!<br />
İbrahim, kendi payından bir çuval doldurup düşmüş yola&#8230;<br />
O gidince, Halil&#8217;i düşünmüş: Demiş ki:</p>
<p>- Çok şükür, ben evliyim, kurulu bir düzenim de var. Ama kardeşim bekâr. O daha çalışıp, para biriktirecek. Ev kurup evlenecek.<br />
Böyle düşünerek, Kendi payından atmış onunkine birkaç kürek&#8230;<br />
Velhasıl, biri gittiğinde, öbürü, kendi payından atmış diğerine.<br />
Bu, böyle sürüp gitmiş&#8230;<br />
Ama birbirlerinden habersizlermiş.<br />
Nihayet akşam olmuş. Karanlık basmış.<br />
Görmüşler ki, bitmiyor buğdaylar.<br />
Hatta azalmıyor bile&#8230;<br />
Hak Teala bu hali çok beğenmiş.<br />
Buğdaylarına bir bereket vermiş, bir bereket vermiş ki&#8230;<br />
Günlerce taşımış iki kardeş, bitirememişler.<br />
Şaşmışlar bu işe&#8230;<br />
Aksine çoğalmış buğdayları.<br />
Dolmuş taşmış ambarları.</p>
<p>Bugün &#8220;Bereket&#8221; denilince, bu kardeşler akla gelir.<br />
Bu bereketin adı: Halil İbrahim bereketidir&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/halil-ibrahim-bereketi/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>İyiliğin mükafati</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/iyiligin-mukafati/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/iyiligin-mukafati/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:18:22 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[İyiliğin]]></category>

		<category><![CDATA[İyiliğin Mükafatı]]></category>

		<category><![CDATA[Mükafatı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=405</guid>
		<description><![CDATA[Vaktiyle ülkenin birinde çok korkunç bir ceza şekli vardı.
Halk ve padişah suçlu buldukları insanları, aç aslanlara yedirirlerdi.
Cezanın verilmesine ortak olan halk, toplanarak bu korkunç manzarayı seyrederdi.
O günkü suçlu, bir gün efendisinin yanından kaçan bir köleydi.
Arena dedikleri yüksek duvarlarla çevrili bir meydanın ortasına suçlu olan köleyi diktiler. Üzerine on günlük aç bıraktıkları bir aslanı salıverdiler.
Zavallı adamın [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">Vaktiyle ülkenin birinde çok korkunç bir ceza şekli vardı.<br />
Halk ve padişah suçlu buldukları insanları,<span id="more-405"></span> aç aslanlara yedirirlerdi.<br />
Cezanın verilmesine ortak olan halk, toplanarak bu korkunç manzarayı seyrederdi.</p>
<p>O günkü suçlu, bir gün efendisinin yanından kaçan bir köleydi.<br />
Arena dedikleri yüksek duvarlarla çevrili bir meydanın ortasına suçlu olan köleyi diktiler. Üzerine on günlük aç bıraktıkları bir aslanı salıverdiler.</p>
<p>Zavallı adamın üzerine hırsla saldıran aslan birden durakladı ve kölenin ellerini yalamaya başladı. Bu ilginç olay karşısında hayretler içinde kalan halk köleye bunun sebebini sordular.</p>
<p>Zavallı köle şunları söyledi: Bir gün ormanda gezinirken bu aslana rastlamıştım. Pençesine sivri bir diken batmıştı ve zavallı hayvan olduğu yerde inleyip duruyordu.</p>
<p>Yanına giderek pençesindeki dikeni çıkarınca onunla dost oldum.<br />
İşte aslan bunun için yanıma gelince ellerimi yalamaya başladı.</p>
<p>Olayı dinleyen halk bu esrarengiz olay karşısında çok şaşırdı ve duygulandı. Bu olaydan sonra halk ve padişah köleyi de aslanı da serbest bıraktı.<br />
Halk ve padişah kölenin peşinde aslanın uysal bir kedi yavrusu gibi dolaştığını hayretle ve hayranlıkla seyrettiler.</p>
<p>,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,  ,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,,  ,,,,</p>
<p>Peygamber efendimiz (s.a.v)&#8217;in söylediği gibi kişi ne kadar büyük de olsa, güçlü kuvvetli de olsa kendisinden zayıf birine acır ise onun kalbini kırmaz da gönlünü kazanırsa Allahu Teala ve gökyüzündeki bütün melekler ona acır. Sen birine iyilik yaparsan o iyiliğin karşısında bir yerine on kazanırsın ve yeri gelir o yardım ettiğin kişi de sana acır ve yardım eder.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/iyiligin-mukafati/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Oğul&#8217;dan Babaya mektup</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/oguldan-babaya-mektup/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/oguldan-babaya-mektup/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:16:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[Babaya]]></category>

		<category><![CDATA[mektup]]></category>

		<category><![CDATA[Oğul'dan]]></category>

		<category><![CDATA[Oğul'dan Babaya mektup]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=404</guid>
		<description><![CDATA[&#62;&#62;Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.
&#62;&#62;Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli toplu
&#62;&#62;görünüyordu.Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını
&#62;&#62;farketti.Üzerinde -Babama- yazıyordu.Aklından geçen bin bir kötü
&#62;&#62;düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:
&#62;&#62;
&#62;&#62;Sevgili baba;
&#62;&#62;Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.
&#62;&#62;Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak
&#62;&#62;rezaletten uzak [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">&gt;&gt;Adam oğlunun odasının önünden geçerken hayretle bakakaldı.<br />
&gt;&gt;Yatağı güzelce toplanmıştı ve odası hiç olmadığı kadar derli<span id="more-404"></span> toplu<br />
&gt;&gt;görünüyordu.Sonra adam yastığın üzerine bırakılmış mektup zarfını<br />
&gt;&gt;farketti.Üzerinde -Babama- yazıyordu.Aklından geçen bin bir kötü<br />
&gt;&gt;düşünceyle mektup zarfını açtı ve titreyen elleriyle mektubu okudu:<br />
&gt;&gt;<br />
&gt;&gt;Sevgili baba;<br />
&gt;&gt;Sana bu satırları derin bir pişmanlık ve üzüntü içinde yazıyorum.<br />
&gt;&gt;Kız arkadaşımla kaçmak zorundaydım çünkü seni ve annemi yaşanacak<br />
&gt;&gt;rezaletten uzak tutmak istedim.Gerçek tutku ve aşkı ben jale ile<br />
&gt;&gt;buldum ve o öyle tatlı ki anlatamam&#8230;<br />
&gt;&gt;<br />
&gt;&gt;Şunu biliyordum siz onun vücudunun her yerine taktığı<br />
&gt;&gt;küpeleri,derisine işlettiği dövmeleri,kendine has o çılgın giyim<br />
&gt;&gt;tarzını asla ama asla onaylamayacaktınız ve tabi benden çok büyük<br />
&gt;&gt;olmasıda bir sorundu. Fakat benim için bunlar değildi gerçek tutku<br />
&gt;&gt;ve gerçek aşk&#8230; Baba jale hamile!<br />
&gt;&gt;jalenin dediğine göre çok mutlu olacağız.Ormanda kendine ait bir<br />
&gt;&gt;karavanı ve tüm kış yetecek kadarda yakacağı var.Bir sürü çocuğa<br />
&gt;&gt;sahip olma düşüncesi rüyalarımızı süslüyor. Jale benim gözlerimi<br />
&gt;&gt;esrar gerçeğine açtı ve artık biliyorum ki esrar kimseye zarar<br />
&gt;&gt;vermez.Esrar yetiştirecek ve insanlara pazarlayacağız ve yine bu<br />
&gt;&gt;sayede ihtiyacımız olan kokoin ve ekstaziye ulaşacağız.<br />
&gt;&gt;<br />
&gt;&gt;Artık tam anlamıyla bilime yalvarıyoruz dualar ediyoruz şu AIDSin<br />
&gt;&gt;çaresi bulunsun ve Jale sağlığına kavuşsun diye&#8230;..O kesinlikle<br />
&gt;&gt;iyileşmeyi hakediyor.Endişelenmeyi bırak baba ben 15 yaşındayım ve<br />
&gt;&gt;kendi başımın çaresine bakabilirim.Eminim birgün geri döneceğiz ve<br />
&gt;&gt;sen kendi torunlarını tanıyacak,seveceksin<br />
&gt;&gt;Oğlun cihan<br />
&gt;&gt;<br />
&gt;&gt;<br />
&gt;&gt;NOT: Baba yazdığım mektubun tek kelimesi bile doğru değil. Ben<br />
&gt;&gt;Mehmet&#8217;lerdeyim.<br />
&gt;&gt;Sadece sana; masamın üzerinde seni bekleyen karneden daha kötü<br />
&gt;&gt;şeylerin olduğunu hatırlatmak istedim</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/oguldan-babaya-mektup/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
		<item>
		<title>Pencereden görülenler</title>
		<link>http://www.islamkulturu.com/pencereden-gorulenler/</link>
		<comments>http://www.islamkulturu.com/pencereden-gorulenler/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 05 Sep 2008 22:15:17 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Yasemin</dc:creator>
		
		<category><![CDATA[Dini Sohbet]]></category>

		<category><![CDATA[görülenler]]></category>

		<category><![CDATA[Pencereden]]></category>

		<category><![CDATA[Pencereden görülenler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.islamkulturu.com/?p=403</guid>
		<description><![CDATA[PENCEREDEN GÖRÜLENLER
Bir hastanede ölümü bekleyen hastaların koğuşu, koğuşta bir oda, odada iki yatak, iki hasta. Birisi pencerenin önünde, öteki duvar dibinde. Yaşamlarının şu son döneminde pencere kenarındaki, sabahtan akşama pencereden bakıp, tüm gördüklerini duvar dibinde hiçbirşey görmeyen arkadaşına aktarır.
&#8220;Bugün deniz dünden daha durgun. Rüzgar hafif olmalı. Beyaz yelkenliler belli belirsiz ilerliyor&#8230; Park mı ? Park [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: center;">PENCEREDEN GÖRÜLENLER<br />
Bir hastanede ölümü bekleyen hastaların koğuşu, koğuşta bir oda, odada iki yatak, iki hasta. Birisi pencerenin önünde, öteki duvar dibinde. Yaşamlarının şu son döneminde<span id="more-403"></span> pencere kenarındaki, sabahtan akşama pencereden bakıp, tüm gördüklerini duvar dibinde hiçbirşey görmeyen arkadaşına aktarır.<br />
&#8220;Bugün deniz dünden daha durgun. Rüzgar hafif olmalı. Beyaz yelkenliler belli belirsiz ilerliyor&#8230; Park mı ? Park henüz tenha. Salıncakların ikisi dolu, ikisi boş&#8221; ya da &#8220;Geçen haftaki sevgililer yine geldiler. Eleleler, bir sıraya oturdular. Hep erkek anlatıyor kız dinliyor. Şimdi erkek kızın saçlarını okşuyor&#8230; Ne kadar da güzeller.&#8221;<br />
&#8220;Erguvanlar bugün çıldırmış, öyle bir çiçek açtı ki; etraf mordan geçilmiyor. Erikler desen gelinden farksız&#8230;&#8221;<br />
&#8220;Eyvah miniklerden biri düştü. Annesi yetişti bağrına basıyor çocuğu.<br />
Neyse çocuk sustu.<br />
Gülüyor şimdi&#8221;&#8230;<br />
&#8220;Öğrenciler mi ? Onlar yine kitaplarına dalmışlar&#8230; dur bakayım haa&#8230; simitçi geldi. İki simit alıp beşe paylaştırıp yiyorlar. Şimdi de çocuklara katıldılar uçurtma uçurtmaya&#8230; Uçurtma yükseliyor yükseliyor&#8221;&#8230;<br />
&#8220;Hayır yelkenliler henüz görünmedi, ama martıların keyfi yerinde. Baloncu da erkenci. Mavi, mor, yeşil, kırmızı, turuncu kocaman balonları var&#8230;&#8221;<br />
Hergün böyle sürüp giderken, her gördüğünü anlatırken ansızın, müthiş bir kriz geçirir pencere yanındaki..! Duvar dibindeki düğmeye bassa, doktor çağırabilir. Ve belki de yanındaki arkadaşını kurtarabilir. Ama&#8230; ama&#8230; arkadaşı ölürse, pencerenin yanı boşalacaktır. Ve duvar dibindeki düğmeye basmaz, doktor cağırmaz. Arkadaşı ölür. Ertesi sabah duvar dibindekinin yatağını pencerenin yanına taşırlar. Beklediği an gelmiştir. Yattığı yerden pencereden dışarı bakar. Pencerenin dibinde kapkara duvardan başka hiçbirşey yoktur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.islamkulturu.com/pencereden-gorulenler/feed/</wfw:commentRss>
		</item>
	</channel>
</rss>
